BİR FİDANDA HAYRIMIZA BİZ DİKELİM!
  Yarın geç olmadan, herkesin yapabileceği ve de hayrına dikebileceği mutlaka bir fidanı vardır.  
KÖYLÜMÜZE VE KÖY MUHTARIMIZIA AÇIK ÇAĞRIM!

Köyümüz yetmişli yıllarda KEÇİ YASAĞI ile birlikte  kuraklığa DUR! dedi. Ancak ne var ki yakacak ve diğer ihtiyaçlar karşılanması ihtiyacı köylünün ağaç ve çalı kesimi, tezek toplaması vb. gibi kırlaşmayı getiren ortasmın önüne geçilemedi. Sekli yıllara geldiğinde, köyün çalıların bile kökü kazınmış idi. Köyümüzün seksenli yıllarda ciddi bir göç vermesi sonrasında, köy yeniden yeşillenmeye başladı. Ançak doğal halde olan bu gelişme, yaşanılıp  görüldüğü gibi uzun yıllar almaktadır. Bu durumun hızlı olması için bilinçli bir dikim ve koruma müdahalesi şarttır. Uzun vadeli gerek var olan ağaçların korunması ve gerekse yenilerinin dikimi ile  köyün azalan su ihtiyacını artıracak,  sistemli ve hesaplı bir ağaçlandırma kampanyası ile köyümüzün önünde yerine getirilmesi gereken bir  tarihi sorumluluk vardır.

Özellikle Yama dağlarının durumu korku vericidir. Bundan kırk sene evelki yeşil Yama şimdi yoktur. Elli, altmış sene önceki Basak da yoktur. Yolaşan Dokuzağaç, kaya önündeki meşe ağacı adeta ibretle geçmişe tanıklık etmektedir.

Dünyamız hızla çölleşiyor. Biz insan soyuna da hayat veren bitki örtüsü azalıyor. Bu durum sonucunda kuraklık ve yanısıra dünya çapında olası bir kıtlığın beklentisi artmaktadır...

Öyle sanıyorum ki, yeni muhtarımız bu tehlikenin farkında. Hatta köylülerimizde TEMA Vakfının çalışmalarından ve uyarılarından bu tehlikeyi duymaktalar.

Geçen dönemde köyümüzü ağaçlandırmak üzere,  Basak Cafe de bir tartışma açıldı, ve hatta Malatya TEMA vakfı temsilciliği ile görüşüldü. Ancak köy idaresinin bilgisizlilği ve mecalsiz tavrı yüzünden örnek bir girişim başlatılamadı. Girişimci arkadaşlarımız gerekli desteği görmedi. Onlarda kararlı olamayıp geri çekildiler.

Yeni muhtarımız, köy idaresi ve köylülerimiz  BU BAHARDA HEMEN GEÇİKMEDEN KARAR ÇIKARTARAK,  küçük çaplıda olsa bir  girişim başlatmalıdır. Örnek vermek gerekirse ilk olarak , YOLAŞAN ın sağ ve sol tarafı koruma altına alınarak, yeni meşe fidanları  diklilebilir. Bildiğiniz gibi, Güney isimli yamak en çok erezyona ugrayan bir bölge.

İkinci olarak, köyün en çok heyalan bölgeleri uzman kişilerce tesbit edilerek, heyalanı önleyecek agaçlandırma ( fidan dikimi demiyorum) sögüt gibi hızlı büyüyen ağaçlarla ağaçlandırılabilinir.

Üçümcü olarak bir önlem olması açısından, köy sıgırının, otlanması sırasında TORAĞA VE BİTKİLERE en az zaran verecek otlama uygulamaları devreye sokulmalıdır.

Köy idaresi bu ve benzeri önerileri dtartışıp gözden geçirdikten sonra uzman kişilerin ve ilgili kurumların destek ve yönlendirmesi ile sağlıklı ve doğru kararlar alabilecektir.

Özelliklede gençliğin duyarlılık göstermesi ve geleceğine sahip çıkması önemlidir.

Hadin gençler, köyümüzü daha da yeşillendirelim. Suya, toprağa ve havamıza sahip çıkalım.

AHMET YALÇIN YILDIRIM

EROZYON

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etgen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.
Türkiye kara yüzeyinin %90'ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63'ü çok şiddetli ve şiddetli, %20'si ise orta şiddetli, % 7'si ise hafif şiddetli erzyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.

İşlenen tarım alanların %75'inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5'inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.

Türkiye'de akarsularla birlikte alandan taşınan toprak, ABD'nin 7, Avrupa'nın 17 ve Afrika'nın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajı'na 32 milyon, Karakaya Barajı'na 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.

Amaç dışı arazi kullanımı, hatalı tarım teknikleri, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.

 

başadön